Enflasyonun ne olduğunu artık neredeyse hepimiz biliyoruz.
Enflasyon alım gücünün azalması yani bir nevi para biriminin değer
kaybetmesidir. Şuan içinde bulunduğumuz yüksek enflasyon ülkede büyük bir kriz
yaratmış paranın değerinin korunması için faizler arttırılmış ve ekonomi durma
noktasına gelmiştir. Belki bir çok insan enflasyonun sıfır olmasını hatta eksi
olmasını yani alım gücünün sürekli artmasını istemektedir. Peki bu ülke
ekonomisi açısından iyi bir şey midir ?
Cevabı vermeden önce biraz beyin fırtınası yapalım. Bir
ülkede fiyatların sürekli olarak azalması insanların alım gücünü arttıracaktır.
Peki fiyatların düşmesinin sebebi aslında istenilen talebin oluşmamasıysa ?
İstenilen talep oluşmadığı taktirde üretici üretime devam eder mi ? Eğer
üretici üretime devam etmezse ne olur ?
Bu durumun adı deflasyondur. Taleplerin azalmasıyla
fiyatlar ucuzlar ve alım gücü artar fakat taleplerin azalması üreticiyi olumsuz
etkiler ve üretim durma noktasına gelir. Deflasyon, enflasyondan çok daha büyük
bir krizdir. Rüzgarsız bir ortamda bulunan ağaç gibidir. Fiyatlar sürekli düşer ve bir noktadan sonra
kar edemeyen üretici fabrikasını kapatmak zorunda kalır. Yani ülke ekonomik
küçülmeyle karşı karşıya gelir.
Peki merkez bankaları bu duruma nasıl cevap verir?
Bildiğiniz gibi faiz, alım gücünün bir sonucudur. Evet bazı kesimlerin iddia
ettiklerinin aksine faiz bir sonuçtur. Alım gücünün artmasına karşılık döviz arzını azaltılabilir. Bu azaltımı faiz kullanarak yapmak kısa vadede bir çözümdür.
Düşük faizli tahviller ve bonolar yabancı yatırımcının ilgisini çekmez haliyle ülkeye döviz girişi azalır.
Avrupa’da faizlerin %0 olmasının sebebi de budur. Avrupa deflasyon
tehdidine karşı faizleri %0 a indirerek döviz arzını azaltmaya yönelmiş yani parasının değerini yabancı paralara karşı azaltmaya çalışmıştır. Aslında amacı monetarist bir yaklaşımla enflasyonu %2 seviyelerine tekrar
çıkarmaktır. Herhangi bir deflasyon başlangıcı özellikle pandemi döneminde
önünün alınamayacağı bir çığ haline gelecek belki de Avrupa ekonomisinin
çöküşüne yol açacaktır. Talebi arttırmaya yönelik kalıcı adımlar atılmadığı
sürece bu risk hep var olacaktır.
Kendi kanaatim olarak bu sıralar ince bir çizgide bulunan
Avrupa ekonomisi toparlanamadığı sürece büyük bir çöküşle karşı karşıya
kalacaktır. Gelişmiş ülkelerde paranın çok değerli olması sadece ülke içindeki
ticareti değil ihracatı da olumsuz etkileyecektir. Aşırı değerli para birimine
sahip ülkelerden ürün veya hizmet alımı yüksek maliyetli olduğu için azalacak
ve ihracat durma noktasına gelecektir. Geçtiğimiz yıllarda Çin’in devalüasyona
gitmesinin sebebi de budur. Çin ABD’ye karşı ticaret üstünlüğü sağlamak için
parasının değerini hükümetçe alınan bir kararla düşürmüş böylece ABD’ye nazaran
daha ucuz maliyete sahip olduğu için ihracatta öne geçmek istemiştir.
Sonuç olarak çok daha
büyük bir kriz olan deflasyon pandemiyle birlikte gelişmiş ülkelerde büyük bir
korkuya yol açmış önceden önlem alınmaya başlanmıştır. Bu önlemlerin başarılı
olması durumunda bu riskin ortadan kalkması rahat bir nefes aldıracak
ekonominin en büyük risklerinden belirli süreliğine ortadan kalkacaktır. Fakat
gelişmiş ülkelerin korkulu rüyası olan deflasyon için daha kalıcı para
politikaları ve yapısal reformlar gerekmektedir.
Bahadır Enes Şanlı
Unknown için bir cevap yazınCevabı iptal et