‘’ Her fabrika bir
kaledir. Üreterek savunacağız şehirlerimizi ‘’
Mustafa Kemal Atatürk
Kurtuluş savaşından sonra bitap düşmüş halkın refah
seviyesini arttırmak ve ülkenin emin adımlarla hızlı bir şekilde kalkınmasını
sağlamak için atılan çeşitli adımların başında, cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan
fabrikalar gelmektedir.
Tam bağımsızlığın ancak ekonomik bağımsızlıkla elde
edileceğini savunan Atatürk önderliğinde, dışarıdan aldıklarımızı şimdi
kendimiz yapıyoruz sloganıyla çıkılan bu yolda 386 sanayi kuruluşu 10 yıl içinde
1087 seviyelerine gelmişti. 1924 fişek fabrikasıyla başlayan bu harekat
sırasıyla temelleri atılan sanayi hareketleriyle üretimi %80 civarında
arttırmış. Demir üretimi 0’dan 180 bin tona çıktı. Üretim kömürde %100, krom
%600 , diğer madenlerde %200 artarken şeker üretimi 200 kat artmıştı. İstikbal
göklerdedir mottosuyla 6 ekim 1926’da Kayseri’de uçak fabrikası açılmış ve 200
adet uçak üretilmişti. Kısa sürede yapılan bu sanayi reformu savaştan yeni çıkmış
ve yeni kurulan cumhuriyeti çağının çok ilerisine taşımıştı.
Bu fabrikalardan bazıları özellikle uçak fabrikası, ikinci
dünya savaşından sonra ABD nin yaptığı sözde yardım olan aslında emperyalizm
bir oyunu olan Marshall yardımı adı altında verilen bedava kaynaklar. Üretimi arka
planda bırakmış ve zayıflatmıştı. Hatta işin şaşırtan kısmı o dönem Türkiye’de
fazlasıyla üretilen zeytin yağının ısıtıldığında kansere neden olduğu öne
sürülmüş ve ne hikmetse dünyanın en büyük mısır üreticisi olan ABD’nin, aşırı
fazla biriken mısır dağlarını eritmek için yaptığı mısır özü yağı Türkiye’ye
satılmıştı. Bununla kalmayıp halkı manipüle ederek, para verip zeytin yağlı
yiyemem aman türküsünü piyasaya sürmüştü. Türküde geçen bir mısra ise ‘ senin
gibi cahile ben efendim diyemem aman’ sözleriyle köylü milletin efendisidir
fikrini yıkıp tarıma darbe vurmak istenmişti. Zeytin cenneti olan Türkiye’de
zeytin ağacı katliamları yapılmıştı.
Günümüzde ise yapılan bu fabrikalardan neredeyse eser
kalmadı yakın zamanda tamamına yakını ya satıldı ya özelleştirildi. Ülke tamamen
dışa bağımlı hale geldi. Üretmeyen, çalışmayan, hazıra alışmış bir ülke haline
geldik. Dışarıdan aldığımız borçlarla ayakta durmaya çalışıp ve borçları
ödeyemeyecek duruma geldik. Bunun sonucunda tamamen yabancı yatırımcıya bel
bağlar hale gelen ülkenin ekonomi bakanı, yapılan yapısal reform önerilerini
dikkate almamış hatta neymiş bu yapısal reformlar diye dalga geçmiştir. Bugün dışarıda
oluşacak en ufak bir olayda ekonomimizin etkilenmesinin sebebi de aslında
budur. ABD seçimlerinin ülke ekonomisini bu kadar önemli olması, ekonomik
olarak onlara bağımlı olduğumuz gerçeğindendir. Ülkenin kalelerini satanlar,
güçlü ekonomi diyerek siyaset çığırtkanlığı yaparken, açlıkla boğuşan halkı
görmezden geliyorlar. Unutmayalım ki çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat
yaşamak isteyen toplumlar, önce haysiyetlerini sonra hürriyetlerini ve daha
sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.
Bahadır Enes Şanlı
Bir Cevap Yazın