‘’Bu antlaşma, Türk
milletine karşı, yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr antlaşması ile
tamamlandığı sanılmış büyük bir suikastın sonuçsuz kaldığını gösterir bir
belgedir. Osmanlı tarihinde benzeri görülmemiş siyasi bir zaferdir.’’
Mustafa Kemal Atatürk
Bu sözler,
Mustafa Kemal Atatürk tarafından, ülkenin tapusu olan Lozan antlaşması için
söylenmiştir. Her bağımsız ülkenin, kendi sınırlarını oluşturan uluslararası
anlaşmaları vardır. Bugün içinde bulunduğumuz Türkiye toprakları da Lozan
antlaşmasıyla tescillenmiş ve koruma altına alınmıştır.
Gelelim asıl
meseleye bazı tarikatlar ve mensupları tarafından ortaya atılan ve Lozan
antlaşmasının 2023 yılında son bulacağını belirten sözler, gerçeği
yansıtmamaktadır. Hatta Lozan Antlaşmasında gizli maddeler olduğu iddiaları, tamamen ülke içi siyasette etkin olmak ses getirmek ve insanları yanlarına
çekmek için kullandıkları boş bir argümandan ileri gitmemektedir. Zira Lozan
antlaşmasının aslını, İsviçre’deki Lozan kentinden bulmaları mümkündür.
Akrabasıyla senet imzalarken dahi belirtilen koşulların dışında sözlü bir
anlaşma yapmayan bu insanların, Lozan gibi içinde Türkiye’nin de bulunduğu
birçok ülke tarafından hazırlanmış uluslararası bir antlaşmada gizli madde
olduğunu iddia etmeleri, kendilerini komik bir duruma düşürmelerinden başka
hiçbir işe yaramamaktadır. Genellikle bahsettikleri bu gizli madde ülkenin
madenlerinin çıkarılmaması ve kullanılmaması yalanıdır. Ama her nasıl oluyorsa
bu ‘’gizli maddeden’’ haberdar olabiliyorken 14 Haziran 1935’de kurulan Maden
Teknik Arama Kurumundan, 1924’de Zonguldak’ta açılan Yüksek Maden ve Sanayi
Mektebinden ya da ‘’Türkiye Cumhuriyeti içinde bulunan Petrol dahil Tüm madenlerin
işletilmesi devlete aittir’’ ibaresin bulunduğu 792 sayılı Petrol Kanunundan
haberleri yoktur.
Lozan
Antlaşmasının 2023’de son bulacağı yalanına değinirsek. Daha önce bahsettiğimiz gibi
ülkenin sınırlarını belirleyen ve tapusu olarak kabul edilen bir antlaşmanın
imzalandığı tarihten 100 yıl sonra sona ereceğini belirtmek oturduğunuz evin ya
da sahip olduğunuz arsanın 100 yıl sonra başkasına ait olacağını belirtmek gibi
bir argümandır. Lozan Antlaşmasının süresi yoktur. Olması demek bu toprakların
100 yıl sonra işgale açılması demektir.
Her şey bu
kadar net ve ortadayken, hala bu gizli madde yalanını ortaya atanlar,
insanların zekasıyla dalga geçmeye devam edenler, maalesef el üstünde tutulup
değer görmeye devam ediyor. Hatta ciddiye alınıp ulusal kanallarda tartışmaya
dahi katılabiliyorlar. Bugün bu insanların, bu cesareti bulmasının asıl sebebi
halkımızın araştırma konusunda tembel olduğu gerçeğidir. Kimden duyarsak
duyalım, duyduğumuz her bilgi doğru değildir. Somut metinlere ve kanıtlara
bakarak doğru olanı araştırmalı ve bu tür şahıslara halkı kandırma cesareti
vermemeliyiz. Bir ülkenin tarihini unutması, o ülkenin kimliğini kaybetmesi
demektir.
Bahadır Enes Şanlı
Bir Cevap Yazın