Yaşasın Vatan!

Published by

on

“Ey vatan, genç idin, eyvah, tükendin, bittin.
Bizi hainlere, namertlere muhtaç ettin.
Bunca öksüzlerini kimlere koydun, gittin?
Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok imiş kurtaracak bahtı kara maderini.”

Tarih 17 Temmuz 1789’u gösterdiğinde,
Fransa büyük bir olayla sarsılmıştı. Paris halkı, siyasi mahkumların bulunduğu Bastille hapishanesini basmış ve bütün dünyanın kaderini değiştirecek olaylar dizisi başlamıştı.
Fransız İhtilali, sadece monarşinin yıkılması ve yerine halkın egemenliğinin ilanından ibaret bir devrim değildi. Avrupa’da ve dünyada domino etkisi yaratacak bir çok devrimin öncüsü olmuştu.

İhtilalin çıkma sebeplerinin temeli, halkın refah ve özgürlük arayışıydı. Halk yoksulluk içinde kıvranırken, kraliyet ailesi ve soylular lüks yaşamlarıyla göze batıyordu. Fransızlar, ulusları için değil, resmen soylular ve kral için çalışıyordu. İşte bu noktada, ihtilal ile birlikte milliyetçilik akımı ön plana çıkmıştı. İhtilalden önce Fransızlar kendilerini bir bölgenin veya bir sınıfın üyesi olarak tanımlarken, milliyetçilik akımıyla birlikte ihtilal sonrası kendilerini bir ulus kimliğiyle tanımladılar. Artık rütbenin, makamın, bölgenin, hukuki ve sosyal olarak hiçbir farkı yoktu; çünkü onlar artık öncelikli olarak Fransızlardı. Ulus kavramının birleştirici gücü birçok halka esin kaynağı oldu.Bu akımdan çoğu millet etkilendi, çok uluslu imparatorluklar yıkıldı, cumhuriyetler ve ulus devletler kuruldu nihayet milliyetçilik akımı günümüze kadar geldi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşı olan Türk milliyetçiliğinin temeli Ziya Gökalp ve Namık Kemal gibi edebiyatçılar tarafından atılmış ve Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, Türk milletinin değişmez parçası haline gelmiştir. Unutulmuş, yokluk içinde hayatını idame ettirmeye çalışan kimliği unutturulmuş Türk halkı, dünya tarihinin gördüğü en büyük mücadelelerden birini vererek yoktan modern ve büyük bir Türk devleti kurmuştur. Kim olduklarını, ne kadar kudretli olduklarını, tarih sayfalarında ne olduklarını tekrar hatırlayan Türk milleti, öz kimliğine tekrar kavuşmuştur.

Fakat günümüz Türkiye’sinde bu kavram dışlanmış, “Türküm” diyenler faşist olarak yaftalanmış, Atatürk’ün adı caddelerden, sokaklardan ve milli marşlardan silinmeye başlanmıştır. Hatta zamanında Türkiye Cumhuriyeti tabelaları bile kaldırılmıştır. Bu ihaneti gerçekleştirenler saraylarında, makamlarında keyif sürerken, milletin parasını çalıp kendi servetini büyütürken, Türk halkı evinin kirasını ödeyememiş, okumak için gittiği şehirde yurt bulamamış ve sokakta yatmıştır. Türk genci Parasını çalanların çocuklarına aldığı arabaları sessizce izlemek zorunda kalmış, itiraz etmek istediğinde tutuklanmış, cebinde beş kuruş parası olmadan yaşamaya çalışmış, âşık olamamış, büyümüş, askere gitmiş, vatanını savunurken ölmüş, yaralanmış, ailesine kanı yerde kalmayacak dendiğinde ailesi sadece “Vatan sağ olsun” demiş. Ülkesi işgalcilerle, bölücülerle, katillerle dolmuş, kadınları, kızları, eşleri, sevgilileri tecavüze uğramış, devletine güvenip dava açtığında, bütün bunları yapanlar serbest bırakılmış ve Türk genci güvendiği devlet tarafından ölüme terk edilmiştir.

İsmi Milliyetçi Hareket olan partinin malum başkanının,  Türkiye Cumhuriyeti’ni bölmek isteyenlerle el sıkışırken aklına bunlar geldi mi bilmiyorum ama il merkezlerinizde gösteriş olsun diye ağırladığınız şehit annelerinin, “oğlumun kanını yerde bıraktın” diyip yüzüne tüküreceğini çok iyi biliyorum.

Yerel seçimlerden beri bu milletin aklıyla dalga geçer gibi vatansever Türk gencini vatan haini ve faşist ilan ettiniz. Muhalefet partileriyle iş birliği yaparak bir milletin vatan aşkını yok ettiniz. Selefilere söz hakkı verdiniz, 40.000 kişinin katili olan teröristlerin sözde liderini  meclise çağırdınız, siyasal İslamcılara söz hakkı verdiniz, darbe girişiminde bulunan FETÖcülere bile mecliste koltuk verdiniz ama Atatürk’ün askeriyim diye genç teğmenlerin rütbesini söktünüz. Yaptığınız hainliğe karşı çıkan Atatürkçü siyasetçileri tutukladınız. Sizlere Vatan Şairi Namık Kemal’in şu sözleriyle cevap veriyoruz.

” Zalim olsa ne rütbe bi perva,
Yine bünyad-ı zulmü biz yıkarız!
Merkez-i hâke atsalar da bizi,
Küre-i arzı patlatır çıkarız! “

Siz milliyetçiliği, yaptığınız ihanete muhalif olanları tutuklayarak tekelinize aldığınızı düşünüyorsunuz ama vatansever Türk genci, sizin yarattığınız zulmü yüreğindeki hürriyet ışığı ile boğmasını çok iyi bilir. Sizlere hatırlatmak isterim ki bu memleketi bir avuç kahraman kurdu, istibdat döneminde hapislere girdi, yine de yılgınlık yaşamadan bütün dünyaya karşı savaştı ve Türk milletine özgürce yaşayabileceği bir vatan verdi. Sanmayın ki bu millet bu mücadeleyi tekrar veremez.

Yıllardır Atatürk’e saldırmaya korktuğunuz için İsmet Paşa’ya saldırdınız. İttihatçıları soykırım ve vatan hainliğiyle suçladınız. Vatan haini dediğiniz adamlar Edirne’yi geri aldı, İngilizlere ve yalakalık yaptığınız Arap isyancılara karşı Kudüs’ü kanlarının son damlasına kadar savundu, Kut’ül Ammare’de destan yazdı, Bakü’yü düşman işgalinden kurtardı; ama sizin gibi vatansız soytarılar, vatanı sattığı için kahraman ilan edilirken, bu adamlar hain olacağını düşündünüz öyle mi? İğrenç iftiralarınızla Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını, hürriyet kahramanlarını, milletin hafızasından silmeye çalıştınız. Ama başaramadınız ve başaramayacaksınız. Çünkü o bir avuç kahramanın ruhu milyonlarca Türk gencinin içinde ilelebet yaşayacak.

“Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini
Bulunur elbet kurtaracak bahtı kara maderini.”

Bahadır Şanlı

Bir yanıt yazın

Previous Post