Re-Public Opinion

Published by

on

Grup zihninin mekanizmasını ve dürtülerini anlarsak; kitleleri, onlar farkında olmadan irademize göre kontrol etmek ve düzene sokmak mümkündür.”

Edward Bernays

Bugünlerde çokça duyduğumuz ve çoğumuzun aşina olduğu kamuoyu kavramı, geçmişte ve günümüzde siyasi kararlarda veya toplumsal değişimlerde sıkça kullanılan bir araçtır. Peki kamuoyu hangi unsurlardan oluşur ve nasıl şekillenir?
Bütün bunların temelini açıklayan, ülkemizde çok sık kullanılan bir cümle vardır. “Konu komşu ne der?” Bu soru cümlesi aslında kamuoyu diplomasisinin temelini oluşturur. Kamuoyu, toplumun değerlerini, beklentilerini ve tavırlarını yansıtır. Bu durum, bireylerin ve yöneticilerin kararlarını etkiler. Daha basit bir örnekle, Hinduların yaşadığı mahallede kasap dükkanı açıp inek eti satmak mantıklı bir ticari karar değildir. Çünkü en iyi ihtimalle batarsınız, en kötü ihtimalle ölürsünüz.
Kamuoyu, toplumun kültürünü, dini inancını ve toplumsal yaşayışını temel alır. Temel olarak altı aşamadan oluşur: Gündem belirlenir, bilgiler toplanır ve yayılır, tartışılır ve değerlendirilir, tutum ve davranış geliştirilir, kamuoyu ölçülür ve son olarak da geribildirimle birlikte etkileşime geçilir.

Otoriteler bu aşamaları propaganda ile harmanlayarak kendi kamuoyunu oluşturabilirler. Örneğin, bir siyasi parti kendi çıkarları için bir olayı, kendine yakın medyalar aracılığıyla gündem edebilir veya görmezden gelebilir. Gündemde tutulan bu olay “bandwagon” etkisiyle (herkes bunu konuşuyor, sen de katıl!) toplumu belirli bir yöne çekebilir.
Bu noktada medyanın rolü çok kritiktir. “Tarafsız medya” diye bir kavramın gerçekte olmadığını, her medya organının belirli bir ideolojiye veya çıkar grubuna hizmet ettiğini kabul etmemiz gerekir. Bu durum, haberlerin sunuluş biçimini, hangi olayların öne çıkarılıp hangilerinin görmezden gelineceğini doğrudan etkiler. Bazı medya organları olayın gerçek yüzünü çarpıtarak kamuoyunu yanlış yönlendirmeyi tercih eder. Peki bu manipülasyonun amacı nedir? Toplumun dikkatini asıl sorundan uzaklaştırmak ve farklı bir gündem yaratmak olabilir mi?
Bilgi toplama ve yayma aşamasında, otoriteler eksik, yanlış veya abartılı olacak şekilde olay hakkındaki bilgileri topluma aktarabilirler. Örneğin, yakın zamanda yaşanan Koç Üniversitesi’ndeki olayda F.B. isimli öğrenci A.D. isimli öğrenciye cinsel saldırıda bulunduğu sırada A.D. isimli öğrenci kendini müdafaa etmek için şiddet kullandığında bazı medya unsurları ve “gazeteciler” F.B.’nin ırkçı bir saldırıya maruz kaldığı haberini yaymışlardı. Yani, gündem olan bir şiddet olayında toplumun konu hakkında bilgilendirilmesi olarak adlandırdığımız bu aşamada bilgiler kasıtlı olarak yanlış sunuldu ve toplum arasında yayıldı.

Toplum bilgi edindikten sonra tartışma ve değerlendirme aşaması başlar. Bu aşamada adeta bir kaos yaşanır. Belirli bir bakış açısını destekleyen veya karşı çıkan görüşler arasında adeta bir baskı kurma savaşı başlar. Sosyal medyada sahte hesaplarla görüş popüler gibi gösterilir veya “Ad hominem”, “Strawman”, “Yapay ikilem” gibi tekniklerle mantıksal safsatalar oluşturulur. Mesela Ad hominem tekniği, kişinin herhangi bir konudaki görüşü yerine şahsını hedef alır. “O adam yanlış düşünüyor çünkü benim desteklediğim adayı desteklemedi.” basit bir Ad hominem örneğidir. Strawman tekniği karşı tarafın önermesini gizlice değiştirmeyi hedefler. Kişi (troll), A önermesine yüzeysel olarak benzeyen B önermesine saldırır. Böylece A önermesine saldırıyormuş gibi görünür.En meşhur örneği, “insanlar maymundan geldiyse neden şimdiki insanlar maymun olmuyor” veya “Ülkemdeki kaçak sığınmacılar gitsin” denildiğinde karşılaşılan “Sen faşistsin” gibi cevaplar ana önermeye yüzeysel olarak benzeyen, fakat ana önermeyle hiç alakası olmadığı için karşı tarafı suçlu veya hatalı hissettiren cevaplardır. Yapay ikilem tekniği ise bir çok alternatif olduğu halde karşı tarafı iki uç görüşten birini seçmeye zorlar. Seçim dönemlerinden aşina olduğumuz “AKP’lisin yani” veya “Bunlar terörist” gibi ifadeler yapay ikilem oluşturmaya çalışır. ”12 Eylül döneminden önce kaos vardı” söylemini söyleseniz size darbeci diye ithamlarda bulunabilirler. Fakat siz aslında bir sorundan ve alternatif çözümlerden bahsetmek istiyor olabilirsiniz. Yapay ikilem karşı tarafı en uç noktaya itmeye çalışır. Karşı tarafı suçlu hissettirmeyi amaçlar. Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla, herkesin bir ” “fikir lideri” olma potansiyeli olduğu için sağlıksız ve propagandalarla kirlenmiş bir kamuoyu oluşmaya başlar.

Toplumda konu tartışıldıktan sonra veya tartışılırken,
Tutum ve davranış geliştirme aşaması başlar. Toplum, konuya ilişkin değerlendirmesini tamamladığında, desteklemek, karşı çıkmak veya tarafsız kalmak gibi davranışlar sergiler. Bu aşamada davranış, toplumun dürtüleri harekete geçirilerek sağlanır. Dini duygulara, milliyetçi duygulara veya korku gibi güçlü duygulara hitap ederek davranış ortaya çıkarırlar. Kamuoyunun karar aşaması neredeyse şekillenir. Çözüm süreci örneğinde olduğu gibi, toplumun barış ve huzur özlemi, siyasi çıkarlar için istismar edilir.
Anketlerle, medya analizleriyle veya görüşmelerle kamuoyu ölçümü yapılır. Soruların sorulmuş şekli veya örneklemler manipüle edilir. Kamuoyunun gerçek eğilimi gizlenir.
Bir adaletsizlik meydana geldiğinde, “Anayasanın değişmesini ister misiniz?”  gibi manipülatif sorular karşısında toplum hukuk sisteminin düzelmesini istiyorum diyemez. Çünkü toplum çoktan manipüle edilmiştir ve söz hakkı bu aşamaların en başında elinden alınmıştır.
Son aşamada sözde geri bildirimler dikkate alınır. Toplumun istediğini gerçekleştiriyorum derken aslında kendi isteklerini gerçekleştirirler.
Kamuoyu ölçümü aşamasında yaşanan manipülasyonlar, aslında demokratik sürecin en temel unsurlarından biri olan halkın iradesini gasp eder. Gündem belirleme aşamasından itibaren başlayan bu süreçte, bilgilerin toplanması ve yayılması, tartışma ve değerlendirme, tutum ve davranış geliştirme adımları manipüle edilerek toplum belirli bir yöne doğru yönlendirir. Anketlerde soruların özenle seçilmesi, örneklem gruplarının belirli bir kesimi temsil edecek şekilde oluşturulması veya medya analizlerinde belirli kaynakların öne çıkarılması, toplumun gerçek düşüncesini yansıtmayan sonuçlar ortaya çıkarabilir. Bu da karar vericilerin, halkın gerçek beklentilerinden kopuk politikalar üretmesine neden olur.
Son zamanlarda tekrar gündeme gelen çözüm sürecinin adımlarını tekrar uygulamaya koyanlar, bu sefer sözde muhalefet partilerini de yanlarına alarak kamuoyunda çoğunluğu oluşturmuşlardır. Genel seçimlerde millete demokrasi nutuğu atarken, AKP milletvekillerini kendi partilerinden kendi seçmenin oylarıyla meclise sokmuşlardır. “Demokrat dede” diye, boğaz manzaralı mutfağında videolar yayınlayan her hafta alakasız şeyler konuşan YouTuber özentisi mahalle muhtarının peşinden gidenler, yaşının adamı gibi gözükmeyen eczacıyı değişim diye alkışlayanlar, AK Parti iktidarı değişsin diye uğraşırken AK Partililerle ittifak yapılmasına ne tepki veriyorlar acaba? Demokrasi naraları atanlar, seçmenin oyunu, söz hakkını, iradesini kendi elleriyle sattılar.
Oy için Atatürk’ün adını kullanırken, seçildikten sonra Atatürk’e ihanet eden siyasetçiler, hukuk sistemini kendi elleriyle bozup, daha sonra millete, düzelmesi için yeni anayasa şart diyen yöneticiler, milliyetçilik naraları atarken bölücü terör örgütü ile el sıkışan ikiyüzlüler, ampul ışığında aydınlanmak isteyen enteller birlik olmuş, Türk milletine alenen savaş açmışlardır.
Türk Milletinin vazifesi, “bu ahval ve şerait içinde dahi Türk istiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır.”

Bahadır Şanlı

Bir Cevap Yazın

Beyaz Tulpar sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin