Bu sıralar piyasalarda ekonominin temel gündemi Fed’in
uygulayacağı para politikaları. Fed’in aslında Şahin politika izlemesinin temel
sebebi yaşanan enflasyonun kalıcı olduğu gerçeği. Bu enflasyonun en temel
sebebi ise pandemi sürecinde piyasaya bol miktarda para sürmesidir. Piyasaya
para sürmek aslında bir nevi faiz indirmektir. Bazen merkez bankaları direkt politika faizini değiştirmek yerine tahvil alımlarını artırmak veya azaltmak
suretiyle piyasadaki para arzıyla oynarlar. Bu durum aslında dolaylı olarak
faizi etkiler. Yani piyasaya para sürmek politika faizini indirmenin bir başka yoludur.
Örneğin bir ülkede deflasyon tehtidi veya ekonomik durgunluk tehtidi varsa o
ülkenin merkez bankası tahvil alımlarını artırarak piyasaya para sürer ve para arzının
artmasını sağlar. Bu sayede paranın aşırı değer kazanma tehdidi yani
deflasyon tehdidi ortadan kalkmaya başlar ve para birimi değer kaybederek enflasyonist
bir ortam oluşur. Unutmamak gerekir ki kötü olan enflasyon değil, yüksek
enflasyondur. İdeal enflasyon oranı %4 sevilerinde olmalıdır fakat bu ülkenin
ekonomik durumuna göre değişir. Ülkelerin ideal bir enflasyon oranı istemesinin
temel sebebi tüketimi artırmaktır. Ürünler zaman içinde pahalanması o ürünün
kısa sürede alınması isteğini ortaya çıkarır ve insanlar olabildiğince çabuk
tüketmeye başlar. Tersi bir durumda yani ürün fiyatlarının sürekli değer
kaybetmesi durumunda, insanlar o ürünü almak için bekler çünkü ilerleyen zamanda
ürün daha fazla ucuzlayacaktır. Tüketimin olmadığı yerde üretim de olmaz firmalar
satış yapamaz, satış yapamadığı için gelir elde edemez, gelir elde edemediği
için istihdam sağlayamaz, istihdam sağlayamadı için işsizlik artar. İşsizlik arttığı
için tüketim azalır ve ciddi bir ekonomik döngü ortaya çıkar. Ülkeler böyle bir
krizin yaşanmasını istemez. Haliyle deflasyon tehdidi baş gösterdiğinde
olabildiğince tüketimi artırmaya çalışırlar. Bunun en kolay yolu enflasyonist
politika izlemektir. Fakat bu politikanın fazlası ilerde yüksek enflasyon
olarak başınızı ağrıtabilir. ABD’de yaşanan da tam olarak budur. Pandemi
sürecinde piyasaya sürdüğü olağanüstü para insanların gelirinin artmasını sağladı.
Artan gelir tüketimi artırdı, savaş tehditleri enerji fiyatlarını artırdı.
Haliyle ürünler pahalanmaya başladı. Başlarda yüksek enflasyon tehdidin geçici
olduğunu düşünen FED, önce piyasaya sürdüğü para miktarını azaltmaya başladı.
Fakat daha sonra enflasyonun kalıcı olduğunu kabul ederek sözlü faiz yönlendirmeleri
yapmaya başladı. Sözlü faiz yönlendirmeleri ekonomisi güven veren ülkeler için
faiz politikası değiştirmeden faiz politikası değiştirmektir. Bunu piyasalarda
beklenti oluşturarak yaparlar. Örneğin enflasyonu yüksek olan bir ülke direkt faiz artırmak yerine önce bunun sinyalini vermeye başlar. Böylece piyasada o
ülkenin para biriminin değer kazanacağı beklentisi oluşur ve o para birimine
talep artarak para birimi değer kazanmaya başlar. Para birimi değerlenen ülkede
ithalat artar ve ihracat azalır. Bunun sebebi o ülkede yaşayan insanların artık
yurtdışından daha ucuza mal alabilmeleridir. Aynı şekilde yurt dışındaki
insanlar artık o ülkedeki malı daha pahalıya alırlar. Böylece yurt içindeki aynı
malın talebi düşer çünkü artık yurtdışından gelen talep azalır. O ülkede üretim
için kullanılan enerjinin ve hammaddenin rezerv para cinsinden satın alındığını
düşünürsek maliyetler de azalır çünkü yerel paranın alım gücü artar. Sözlü
yönlendirmeyi yapan ülke faizi artırmadan reel değerleme sağlamayı başarır ve ekonomisini
çok ciddi bir şekilde küçültmeden enflasyonu azaltabilir. Fakat sözlü
yönlendirme her zaman yeterli olmaz. Çünkü bazen enflasyonu düşürmek için ciddi
bir ekonomik küçülme ortaya koymak gerekir. Genelde buna faizleri gerçekten
artırarak başlarlar. Yeterli olmazsa hükmet harcamalarını kısarak devam ederler.
Bu da olmadı vergileri artırarak harcanabilir geliri azaltırlar. Bu sıralama
kesin değildir ülkelerin içinde bulunduğu duruma göre değişiklik gösterebilir. ABD’nin
içinde bulunduğu durumda buna çok benzerdir. Önce sözlü yönlendirmeyle durumu
çözmeye çalışmış daha sonra faiz artırmak zorunda kalmıştır. Birden faiz artırmamalarının
sebebi de budur. Piyasada beklenti yaratarak işleri çözebilmek.
Avrupa bölgesine bakacak olursak ciddi bir ticaret açığıyla
karşı karşıya olduklarını görebiliriz. Bu ticaret açığının sebebi Euro’nun
aşırı fazla değer kazanması olmuştur. Paraları diğer ülkelere göre daha değerli
olduğundan yurtdışında daha ucuza mal alabilirler. Yani yurtdışında alım
güçleri yüksektir ve bu olay ithalatı artırır. Diğer ülkeler içinse tam tersi
bir durum mevcuttur. Avrupadan mal almak onlar için daha pahalı olmaya başlar
ve Avrupa’da ihracat düşmeye başlar. Avrupa’daki mallara talep azalır. Bu durum
ekonomik durgunluğun başlangıcıdır. Bu sebeple ECB, Euro’nun değerini düşürmeye
ve ithalatı azaltın ihracatı artırarak ekonomisini canlandırmaya çalışmaktadır.
Daha geniş
bir çerçeveden bakacak olursak, FED’in faiz artırmasıyla birlikte para
biriminin değerini korumak isteyen bütün ülkeler faiz artıracaktır ve bu durum
para biriminin değer kaybetmesini isteyen Avrupa bölgesine ekonomik olarak olumlu
yansıyacaktır.
Bir Cevap Yazın