Doğu ile batı arasında yüzyıllardır süregelen savaşların en
ikoniği belki de Homeros’un İlyada destanında kaleme aldığı Truva savaşıdır.
Truva dönemin önemli liman şehirlerinden olmasının verdiği avantajla büyük bir
ticaret merkezi haline gelmiştir. Destanda anlatılan savaşa göre Zeus,
düzenlediği Peleus ile Thetis’in düğününe tanrıçalardan Eris’i davet etmez.
Bunun üzerine Eris, en güzel tanrıçaya verilmek üzere düğüne bir altın elma
gönderir. Anlaşmazlığa düşen tanrıçaları görünce Zeus, tanrıçaları Truvalı
Paris’e gönderir ve en güzel tanrıçayı kendisinin seçmesini ister. Paris altın
elmayı Afrodit’e verince Afrodit Paris’e bütün kadınların en güzeli olan
Helen’in aşkını verir ve Paris, Sparta’yı ziyaretinde kralın eşi Heleni kaçırır.
Bu duruma sinirlenen Yunanlar kardeşi Agamemnon önderliğinde aka ordusunu
toplar ve Truva’dan tazminat ve Helen’i ister. Truvalılar anlaşmayı kabul
etmeyince Anadolu’da çağın ilk doğu ile batı arasındaki savaşı başlar. Bu
savaşın iki ikonik kahramanı vardır. Paris’in abisi Truvalı Hektor ve Yunan
tarafında savaşan Yarı Tanrı Akhileus ( diğer adıyla Aşil, destana göre
Akhileus dünyanın en büyük savaşçısıdır ve sadece sol topuğundan vurulursa
öldürülebilir. Ayak topuğunda bulunan Aşil tendonunun ismi buradan gelir). Bu
iki ismin savaşı sonucunda Hektor, Aşil tarafından öldürülür. Fakat Yunanlılar
hala şehrin surlarında içeri girememişlerdir. Truva şehrini almakta zorlanan
Yunanlar bir tahta bir at yaparak içine askerlerini yerleştirir ve atı Truva
kralına hediye ederler. Şehrin içine sızan yunanlar, zorlu bir savaş sonunda
şehri ele geçirir. Böylece batı, doğuya karşı Anadolu üzerindeki ilk zaferini
kazanmış olur.
Destanda mitolojik unsurlara çok sık yer verilse de Agamemnon’un
bir süredir Truva’da gözü olduğu ve bu şehrin zenginliklerinden yararlanmak
istediği bazı kaynaklarca yazılmaktadır. Hikayeyi mitolojiden arındırılmış bir
şekilde daha gerçekçi düşündüğümüzde Truva’nın gözde bir liman kendi olması ve Agamemnon’un
ticaret merkezi olan bu şehri ele geçirmek istediği de düşünülebilir. Osmanlıların
Avrupa kıtasına geçtikleri 1354 yılında ölen Venedik doçu ve tarihçisi Andrea
Dandolo şöyle yazmaktadır: Türklerin
vatanı Kafkas dağlarının arkasındadır, kökenleri Truvalılar kralı Priamos’un
oğlu Troilos’un oğlu Turkos’a dayanmaktadır. Turkos, kentin alınmasından sonra
yandaşlarının büyük bir bölümüyle bu yörelere sığınmıştır. Hatta Fatih Sultan Mehmet’ten önce Bizanslılar
arasında Türkler Truva’nın intikamını alacak sözleri dolaşmaktadır. Nitekim de
öyle olmuştur. Fatih Sultan Mehmet, Bizans İmparatorluğuna son vermiş ve Truva
Şehrinin Kalıntıları arasında dolanırken Truvalı kahramanların hikayelerini
ilgi ve hayranlıkla dinlemiştir. Yani tarihte Truvalılar Türklerle
bağdaştırılmıştır. Rivayet odur ki Truva’yı savunurken birçok Anadolu kent
devleti Truva’ya destek olmuştur. . Bu savaş doğu ile batı arasında
ileride yaşanacak birçok savaş için sembol olmuştur.
Siyasette ve politikalarda sembollerin kullanılması
çok yaygın rastladığımız bir olgudur. 2.Dünya savaşında Hitler Fransa’yı İşgal
ettiğinde Teslim anlaşmasını, 1.Dünya savaşında Almanya’nın teslim anlaşması
imzaladığı tarihi vagonda imzalatmıştır( Şark ekspresinin 2419 numaralı vagonu).
Bu Hitlerin Fransa’ya yaptığı tarihi bir göndermedir. Bu sefer Almanya aynı
vagonda Fransızları teslim almıştır. Hatta bu sembol o kadar ciddi alınmaktadır
ki daha sonraları Almanya bir takım tehlikelerle karşı karşıya kaldığında bu vagon
alman subaylar tarafından yakılmıştır. 1.Dünya savaşı sırasında İngilizler
Çanakkale’den geçmeye çalışırken de Truva savaşını sembol olarak seçmiştir.
İngilizlerin Çanakkale’den ilk geçirmek istedikleri ve ilk topu atan zırhlının
adı Agamemnon zırhlısıdır. Bu zırhlı adını Truva savaşında Yunan güçlerinin
komutanı Agememnon’dan almaktadır. Bu göndermeyle İngilizler, batının bir kez
daha doğuya hakim olmak istediğini göstermek istemektedir. Fakat Çanakkale
boğazında beklemedik bir savunmayla karşılaşan İngilizler bu isteklerinde
başarısız olmuşlardır. Bunun üzerine İngilizler yaklaşık 3 yıl sonra 1.Dünya
savaşından yenik çıkan Osmanlıya Mondros mütarekesini Agememnon zırhılısında
imzalatmıştır ve istediği mesajı vermiştir. Daha sonra Mustafa Kemal Atatürk 30
Ağustos 1922’de Baş Komutanlık Meydan muharebesinde aldığı zaferle batılı
emperyalist güçleri Anadolu’dan kovmuş ve Hektor’un intikamını aldım diyerek Truva
savaşına gönderme yapmıştır.
Bir Cevap Yazın